Hamilton Fish, Hannibal Lector, Albert Fish
Albert Fish Early 1900’s

“Gerçek acının son aÅŸaması olarak gördüğüm ölüm fikrini çok sevdim”
1870 Washington doğumlu seri katildir. Beş yaşındayken babası öldüğünde onu bir yetimhaneye yerleştirdiler. Burada geçirdiği çok sıkıntılı iki yıl onun psikolojisini bozdu. Yedi yaşına geldiğinde annesine teslim ettiler. Ancak korkunç baş ağrıları çekiyordu. Liseyi bitirdikten sonra ülkede yolculuk yapmaya ve ufak tefek işlerde çalışmaya başladı. Bu durum ona suç işlemek için mükemmel bir fırsat sunuyordu.
1910 yılında işkenceler eşliğinde ilk cinayetini işledi. Kendisine kurban olarak kolay hedef olan çocukları seçmişti. 1920 yılına kadar yolculuklarına devam etti ve izini kaybettirdi. Yolculuk yapmaya devam ederken arkasında birçok kurban bırakmış olabilir miydi? Kurbanlarına acı çektirirken aynı zamanda kendisine de işkenceler yapıyordu. Kasıklarına toplu iğneler batırıyordu. 1910 da başlayıp yakalanıncaya kadar cinayet işlemeye devam etti. 1932-1934 arasında kurbanlarına ve kendisine işkenceler ve yamyamlık yaparak işlediği 4 cinayet ona Brooklyn Vampiri ünvanını getirdi. Onun cinayet sayısı kesin bilinmemekle beraber en az 15 olmasından şüphe duyuldu.
Albert Fish e “Amerika’nın Öcüsü” adı verilmiÅŸtir ve bununda iyi bir nedeni vardır. Sevimli bir ihtiyar görünümü altına gizlenmiÅŸ bu korkunç yamyam tüm ebeveynlerin karabasanıydı: çocukları hoÅŸlarına gidecek bir vaatle kandırarak ortadan kaldıran bir iblis.
Halkın ilgisinin Fish’e dönmesine neden olan suç, 1928 de Grace Budd adında 12 yaşındaki sevimli bir kız çocuğunun kaçırılıp öldürülmesiydi. Ebeveynleri ile arkadaşlık kurmasının ardından Fish, şeytanca bir yalan uydurdu. Yeğeninin doğum günü partisi olduğunu söyledi ve Grace in gitmek isteyip istemediğini sordu. Bir büyükbaba gibi görünen bu ihtiyar adamın bir canavar olduğunu bilmelerine hiç bir imkan olmayan Bay ve Bayan Budd daveti kabul ettiler.

En güzel kıyafetlerini giyen güven dolu küçük kız, Fish ile birlikte yola koyuldu. Fish, onu New York City’nin kuzey banliyölerinden birinde, yakınlarında hiçbir bina olmayan terk edilmiÅŸ bir eve götürdü. Burada onu boÄŸdu, vücudunu parçalara ayırdı ve parçaların bir bölümünü kaldığı pansiyona getirdi. Burada kızın “etini” havucu, soÄŸanı ve jambon dilimleriyle tam bir yamyam yahnisi ÅŸeklinde piÅŸirdi. Bundan sonraki 9 günü odasından çıkmadan bu iÄŸrenç yemeÄŸi yiyip devamlı mastürbasyon yaparak geçirdi.

Sonraki 6 yıl botunca Fish serbest dolaştı, ancak Grace Budd olayını kendi kişisel haçlı seferine dönüştüren William King ismindeki bir New York City dedektifi onu inatla arıyordu. Buna rağmen Fish kaçmayı başarabilirdi; tabii kendi içindeki şeytanlarla başa çıkabilseydi. 1934’te Bayan Budd’a bugüne dek yazılmış en hastalıklı mektuplardan biri olan bir mektup göndermeye kendini mecbur hisseti. Sonuçta King, Fish’i mektup kağıdındaki antetten bulup yakalayabildi.

Fish tutuklandığında yetkililer elerinde tasavvur edilemez sapkınlıkla bir suçlu olduÄŸunu hemen anladılar; bu adam bütün ömrünü acı vererek — hem kendisine hem de baÅŸkalarına — geçirmiÅŸtir. DiÄŸer bir çok seri katil gibi, Fish de bir din manyağıydı ve günahlarının cezası olarak kendisine çok tuhaf iÅŸkenceler yapmıştı — deri kayışlarla ve her yerinden çiviler fırlamış sopalarla kendisini dövmek, kendi dışkısını yemek, kasıklarına dikiÅŸ iÄŸneleri sokmak gibi. Yaraladığı ve öldürdüğü çocuklar onun kaçık zihninde Tanrı ya verilen kurbanlardı. Savunma makamı tarafından Fish i muayene etmesi için çağırılan New Yorklu ünlü psikiyatr Dr. Fraderic Wertham, ihtiyar adamın “bilinen her türlü cinsel sapkınlığa” sahip olmasının yanında, bugüne deÄŸin kimsenin duymadığı anormallikler taşıdığını belirtmiÅŸtir (acayip zevklerinin arasında idrar yoluna gül sapı sokmak da vardı). Hapishanede çekilen leÄŸen bölgesi röntgeninde, mesanesinin etrafındaki alana sokulmuÅŸ 29 iÄŸne bulunmuÅŸtu.

1935 teki duruÅŸmasında jüri onun deli olduÄŸuna karar vermiÅŸ olmasına raÄŸmen yine de elektrikli sandalyede idam edilmesi gerektiÄŸine inandı. İdam kararının açıklanmasından sonra, bu anormal ihtiyarın “Elektrikli sandalyede ölmek ne de büyük bir zevk olacak! Bu tadacağım en büyük zevk olacak — ÅŸimdiye kadar tatmadığım tek zevk” dediÄŸi bildirilmiÅŸtir.

16 Ocak 1936 da 65 yaşındaki Fish elektrikli sandalyeye gitti — Sing Sing de idam edilen en yaÅŸlı insandı.

Hakkında Kitap:
Black House, Stephen King
Deranged, 1990, Harold Schechter
Hakkında Film:
Kuzuların Sessizliği, Filmdeki Hannibal Lektor tiplemesi ondan esinlenilerek yaratılmıştır.