Karın Deşen Jack Kimliği Hakkında Teori 3
Kategori : Karın Deşen JackWILLIAM GULL
Bir varsayima göre;
Bu seri cinayetler, 1888 yilinda Londra’da gerçeklestirilmistir. 9 haftalik bir süre içinde tam 5 ayri hayat kadini, gövdeleri yarilip parçalanarak vahsi sekilde öldürülmüstür. Katilin kim oldugu hiçbir zaman ortaya çikarilamamis ve bir sir olarak kalmistir. Katili tanimlamak için kullanilan “Karindesen Jack” sözü, cinayetlerin hemen ardindan bu isimle polise gönderilen bazi mektuplardan kaynaklanmaktadir. “Karindesen Jack” denen kisinin (veya kisilerin) gerçek kimligi hala meçhuldür.
Ama konuyu inceleyen bazi arastirmacilari, bunun siyasi amaçlara yönelik bir komplo oldugu ve komplonun kaynaginin da masonluk oldugu kanisina yönelten bazi önemli bulgular vardir. Bunlari birlikte inceleyelim.
Karindesen Jack cinayetlerinin gerçeklestigi siralar, Ingiliz monarsisi büyük bir skandalin esigine gelmisti.
Kraliçe Victoria’nin oglu olan King Edward, 1888 yilinda Ingiltere’de masonlarin büyük üstadi idi. Onun oglu Eddy ise, eger büyükanne ve babasi ondan önce ölürse, kral olabilirdi. Ancak Eddy’nin saray disiplinine uymayan bir özel yasami vardi. 1888′de Londra’daki Walter Sickert ismindeki ressama ve arkadaslarina gizlice ziyaretler yapiyordu. Eddy; bu çevrede Annie isminde Katolik ve alt tabakadan gelen bir tezgahtar kiz ile tanisti ve iliski kurdu. Bir süre sonra bir bebekleri oldu ve gizlice evlendiler. Sickert; Eddy ve Annie’nin kizlari için bir dadi tuttu. Mary (veya Marie) isimli dadi ve Sickert onlarin bu gizli dügünlerinde sahit oldular.
O sirada, Ingiltere büyük bir politik karisiklik içerisindeydi ve eger halk kral olmaya bu denli yakin birisinin Annie gibi bir kadin ile evlendigini ögrenirse, bu durum monarsinin sona ermesine neden olabilirdi. (Katolik birisiyle evlenmek, Ingiliz kraliyet ailesinin kurallarina aykiriydi, ayrica Annie’nin alt tabakadan olmasi da bir sorundu). Böyle bir skandal, ayni sekilde Ingiliz politik ve sosyal sisteminden çikari olanlarin özellikle de masonlarin sonu olabilirdi.
Bütün bunlar Kraliçe Victoria’nin kulagina gidince, kraliçe, Marquess of Salisbury isimli Basbakanini bu olayi temizlemek ile görevlendirdi. Salisbury ünlü bir masondu. Bu skandali kapatmak için, Annie’yi akil hastanesine yerlestirdi, ve tam 32 yil sonra Annie orada öldü. Kizlari da daha sonra Sickert’in metresi haline geldi ve ondan bir oglu oldu. Skandal dügünün sahidi olan Marie Kelly ise alkolik bir hayat kadini oldu ve bildiklerini diger 3 hayat kadini arkadasi ile paylasti. Onlar ise onu, Prens Eddy’nin yaptiklarini desifre etmekle tehdit ettiler. Bunu ögrenen Basbakan Salisbury bu tehdidin sona ermesi gerektigine karar verdi ve kraliçenin doktoru olan ve ayni zamanda Annie’ye akil hastasi raporunu veren yüksek dereceli mason biraderi Sir William Gull’dan bu konuda yardim istedi.
Gull, Marie’nin ve diger hayat kadinlarinin varligini Ingiliz monarsisi ve masonluk için bir tehdit olarak kabul etti ve Masonik Ritlere dayanarak bu kadinlari tek tek öldürmeye karar verdi. Iste tüm Ingiltere’yi dehsete düsüren Karindesen Jack cinayetleri böyle basladi. Gull, kurbanlarini aynen masonik ritüellerde yazili oldugu gibi, büyük bir vahsetle öldürüyordu. Basbakan Salisbury, hükümetteki diger masonlar ve polis teskilati Gull’un suçlarini gizlediler. Çünkü mason olarak onlardan beklenen, bu sirri saklamalari ve Gull’un yaptigini takdir etmeleriydi. Gull, özel arabasinin sürücüsü olan Netley ile ressam Sickert’i o 4 hayat kadinini tanimasina yardimci olmalari için ikna etti. Ardindan kadinlari arabalarina aldilar, öldürdüler ve mason ritüellerine göre kesip parçaladiktan sonra seçilen yerlere vücutlarinin parçalarini attilar.
Gull, kurbanlarini su sekilde öldürmüstü:
1-31 Agustos 1888′de Mary Ann (Polly) Nichols’un bogazi, kulagindan baslayip tüm bogazini saracak sekilde derin bir sekilde kesilmis, karni yarilmis ve açik bir sekilde birakilmisti.
2-8 Eylül 1888′de Annie Chapman’in bogazi vahsi bir sekilde kesilmis, dili disari firlamis ve kalanini yutmustu. Karni tamamen yarilmis, bagirsaklari çikarilmis bir sekildeydi. Midesinin bir kismi çikarilmis ve sol omzunun üst tarafina konmustu, kadinin rahmi ve vajinasinin bir kismi ile mesanesinin büyük bir bölümü çikarilmisti. Mücevherleri ve demir paralari çikarilmis ve pirinçten yapilmis 2 adet yüzük ayagina takilmisti.
3-30 Eylül 1888′de Elizabeth (Liz) Stride’in bogazi çenesinin bir yanindan diger yanina dek kesilmisti.
4-30 Eylül 1888′de Gull, en son ve en önemli kurbanini, yani Marie Kelly’i öldürmek üzere oldugunu düsünüyordu. Ancak yanlislikla Catherine (Kate) Eddowes’u öldürdü. (bu kadin, Kenny isimli bir adamla yasiyordu ve Mary Ann Kelly ismini kullaniyordu.) Eddowes’un bogazi bir kulagindan digerine dek kesilmisti, burnu tamamiyla yerinden çikarilmisti, sag kulaginin bir kismi kesilmisti, yüzünün diger bölümlerinde üçgen seklinde derin kesikler vardi, karni tamamen açilmis, bagirsaklari disariya çikarilmis ve sag omzunun üzerine yerlestirilmisti. Ayagin iki parçasi koparilmis ve vücudu ile sol kolunun arasina dikkatle yerlestirilmisti. Sol böbregi ile rahminin bir kismi kesilip atilmisti.
Polis; kadinin yaninda önlügünden kesilmis ve kandan sirilsiklam olmus bir parça buldu. Bu parça, kadinin hala üzerinde yer alan bir parçaya tam olarak uyuyordu. Bunun yukarisindaki siyah duvarda ise beyaz bir tebesirle yazilmis olan su yazi duruyordu. “juwes’ler hiç bir seyle suçlanmayacak olan insanlardir.”
5-Eddowes hakkinda yaptigi yanlisligi 9 Kasim 1888′de anlayan Gull ve müttefikleri, Mary Kelly’yi apartman dairesinde öldürdüler. Kadinin bogazi tamamiyla kesilmisti, midesi tamamen disari çikarilmis ve mide çukuru tamamen bosaltilmisti, gögüsleri kesilmisti, kollari parçalanmisti, yüzü taninmayacak hale getirilmisti, rahmi, böbrekleri ve gögüslerinden birisi basinin altindaydi, diger gögsü ise sag ayaginin oradaydi, karacigeri ayaklarinin arasinda, bagirsaklari sag tarafinda, dalagi sol tarafindaydi. Karin derisi sökülmüstü. Cigerinin bir kismi ve kalbinin tamami kayipti.
Iste tüm bu garip ve korkunç olaylar, konuyu inceleyen arastirmacilari olayin perde arkasindaki gerçege götürdü:
Eger bunlar alelade cinayetler olsaydi, kesip parçalama olaylari katili yakalanma tehlikesine sokardi. (Katledilenlerden biri olan Stride, arabaya binmeyi reddettigi için, çabucak sokak ortasinda öldürülmüstü). Bir tür ritüeli andiran bu akil almaz kasapligin tek açiklamasi, masonik ritlere olan uygunluguydu. Bogazlarin kesilme sekli
kalplerin çikartilmasi, bagirsaklarin disariya çikartilmasi, üçgen seklinde kesikler, maktulün önlügünün bir kisminin kesilip çikartilmasi… Tüm bu detaylar, mason localarinda okunan ve “hainlerin cezasi” olarak belirtilen vahsetlere birebir uyuyordu. . .
Karindesen Jack’in son kurbani olan Eddowes; “Mitre Karesi” (mitre square) olarak bilinen semte birakilmisti. Mitre (terzilikte ve insaatta kullanilan gönye benzeri araç) ve kare masonik aletlerdir ve mitre hani da masonlarin meshur bulusma yeridir.
Peki cinayet yerindeki duvarda bulunan “juwes” kelimesi ne anlama geliyordu? Bazi yorumcular bunun “jews” (Yahudiler) kelimesinin yanlis yazilmis hali oldugunu ileri sürmüslerdir. Oysa islenen cinayetler ve kullanilan yöntemler, bunlarin failinin son derece egitimli bir kisi oldugunu göstermektedir ve bu da böyle basit bir yazim yanlisligi yapilmasi ihtimalini çok düsürmektedir. Konuyu inceleyen pek çok arastirmaci ise, “juwes” kelimesinin, masonlukta masonlugun simgesel kurucusu olarak kabul edilen Hiram Abiff’i öldüren üç hainin, yani jubela, jubelo ve jubelum’u ifade ettigi kanaatindedir.
Bir baska ilginç detay ise, bu yazinin polisler tarafindan bulunur bulunmaz silinmesidir. Ceset bulundugunda, polis sefi ve ayni zamanda da bir mason olan Sir Charles Warren, daha önce hiçbir cinayet mahalline gitmemesine ragmen, bu kez kendisi olay yerine gitmis ve duvardaki yaziyi görür görmez bunun silinmesini emretmistir.
Tüm bunlar, tarihte Karindesen Jack cinayetleri olarak bilinen vahsetin, gerçekte siyasi amaçlar içeren masonik bir komplo olduguna isaret etmektedir. Nitekim masonlarin, bu tarihten önce de Mozart ve William Morgan gibi ünlüler de dahil olmak üzere, kendilerine ihanet ettiklerini düsündükleri kisileri katlettiklerine dair önemli deliller vardir. Karindesen Jack cinayetlerinin gerçek faili oldugu sanilan yüksek derece mason dr. Gull’un 1890′da öldügü açiklanmistir. Oysa gerçekte bu tarihte ölmemis, ‘Thomas mason’ ismi altinda bir akil hastanesine konmus ve uzun yillar sonra burada ölmüstür.
Olayin iç yüzünün basindan beri farkinda olan ressam Sickert ise gerçek hikayeyi oglu Joseph’e anlatmistir. Joseph ise, aradan neredeyse 3 çeyrek asir geçtikten sonra gerçegi gazeteci Stephen Knight’a açiklamis ve masonluk konusunda derinlemesine bilgiye sahip olan Knight bu konuyu Jack The Ripper: The Final Solution (Karindesen Jack: Son Çözüm) adli kitabinda açiklamistir. Knight’in 1976′da yayinlanan bu kitabindan beridir olay büyük bir tartisma konusudur. Masonlar Knight’in tezini israrla reddetseler de, pek çok delil bu tezi desteklemektedir. Bu konuyu gündeme tasiyan en son gelisme ise, 2001 yilinda çevrilen bir Hollywood yapimi olan From Hell (Cehennemden) adli filmdir. Karindesen Jack cinayetlerini konu edinen ve tamamen tarihsel gerçeklerden yola çikarak çevrilen filmde, olaylarin masonik bir komplo oldugu detayli olarak gösterilmektedir.




